 |
 |
  |

|
Hepinizin bildiği
gibi 21. Yüzyılın eşiğinde tüm diğerlerini geride bırakıp yükselen iki trend
var. Birisi bilgi teknolojisi diğeri de insan.
Günümüz filozofları gelecek 21.
Yüzyıla Bilgi Çağı demekten vazgeçtiler bile. Çünkü bilgi tek başına hiç bir
şey ifade etmiyor. Bunun yerine "bilgiyi üretme çağı", "bilgiden
yararlanma çağı" gibi söylemleri tercih ediyorlar.
Yani önümüzdeki yüzyıl var
olan bilgiyi verimli şekilde kullanabilen gelişmiş insanların çağı olacak.
Bilimde de, teknolojide de,
sanayide de çok iyi anlaşılmış durumda ki, varılan seviye ne olursa olsun bütün
bunlar ancak insan tarafından doğru ve verimli bir şekilde kullanılabilirse bir anlam
ifade edebilir.
Bunun fark edilmesi tüm dev
kuruluşların teknolojik donanımlarının yanında; hatta ondan daha önemli olarak
insan faktörüne bakmalarını gerekli kıldı ve en az teknolojik yatırım kadar insana
yatırım yapmaları gerektiğini anlamalarına da yardımcı oldu.
Artık biliniyor ki bir işi
mükemmel yapabilmek için sadece o işin nasıl yapıldığı hakkındaki teknik ve
teorik bilgilere sahip olmak kesinlikle yeterli değil. Eğer o bilgi "gelişmiş
insan faktörü" ile harmanlanmıyorsa vasıfsız işçi statüsünden öteye
geçebilmemiz mümkün değil.
Önümüzdeki çağ, öğrenen,
değişimlere hızla uyabilen, eskiyi bilen ama "keşfedilen yeniyle" hızla
değiştirebilen insana ve buna paralel olarak da öğrenen, gelişen organizasyonlara
yaşama şansı veriyor ancak.
Bu yeni organizasyon ve yeni insan
tipi klasik personel eğitimine de köklü bir değişim getirdi.
Eskiden kurum içi teknikleri ve
teknolojileri öğretmekle sınırlı olan personel eğitimi artık gelişime, değişime,
öğrenmeye açık, insan ilişkilerinde hünerli, kendini tanıyan, çevresindekileri
anlayan, grubu hissedebilen, duygusal zekası kıvrak kişilikler oluşturmayı da
hedefliyor.
Bu hedeflenen insan tipi work-shop
eğitimlerini ortaya çıkardı.
İnsanlığın psikolojik temelleri
work-shoplarla daha geniş kitlelere öğretilir; öğrenilenlerin akılda kalması,
günlük yaşamda kullanılır olması için bu eğitimler tekrarlanır oldu.
Bir arazi eğitim programı içinde
günlük yaşantılarımızdan, alışılmış var olma alanlarımızdan farklı bir doğa
ortamı içinde olmak insan ilişkilerinin yeşermesi için elverişli bir ortam
oluşturduğu gibi insana da modern yaşamın deneme şansı vermediği ya da
yaşanmasını sınırladığı bazı ana duygularla kendini yeniden tanıma, keşfetme
olanağı verir. Çok iyi tanıdığı benliğine ilişkin hiç farkına varmadığı
özelliklerinin ortaya çıkmasına yardımcı olur ve kendini o ana dek gizleyebildiği
noktaları ile tanımanın kapılarını açar.
Ayrıca "ekip
çalışması", "grup uyumu", "çalışanların birbirine olan
güveni", "yardımlaşma" gibi başarının ön koşulu olan kavramları
sadece söylenen ve duyulan sözler olmaktan çıkartıp uygulanan yaşantılar haline
getiren fırsatlar yaratır.
Programın bütünü kendi
doğallığı içinde, zorlamalardan uzak, kendiliğinden akıp giden bir süreç
oluşturur.
Bu süreç içerisinde
aktivitelerin doğası gereği günlük iş ortamında yaşanamayacak yakınlaşmalar,
bağlılıklar, güven ve sevgi duyguları kendiliğinden oluşur.
Yine günlük iş ortamında ortaya
çıkması, sınanması çok uzun zaman alabilecek özellikler, kişilik tanımları;
pozisyona uygunluk açısından çok önemli davranış tipleri kendiliğinden ve hatta
bir günün içinde ortaya çıkar.
Her şey sadece "neyi
görmek istediğinize" veya "neyi geliştirmek istediğinize" uygun
bir program seçilmesine ve seçilen bu programı yaşarken ne kadar iyi bir gözlemci
olduğunuza bağlıdır. Doğal ortam içinde geçirdiğiniz yaşantılar, size iş
arkadaşlarınızın işe yansıyacak kişilik özellikleri açısından saf, benzersiz
veriler sağlar.
Görmek istediğiniz şeye göre
planlanmış bir program içinde örneğin kişinin/kişilerin grubu ne kadar gözettiği,
çevresindekileri ne kadar anlayabildiği, onların sözsüz mesajlarını ne kadar
hissedebildiği ve verimli sonuçlara ulaşabilmek için bu mesajlara uygun davranışlar
geliştirip geliştirmediği, grup çıkarlarını nerede tuttuğu, özveri sınırları,
çevresine bulaştırdığı duygu ve davranış biçimleri, risk alabilme kapasitesi,
kendini ve grubu tehlikeye atma olasılığı, güçlüklere dayanma eşiği gibi
sayısız özellikleri maskesiz ve saf olarak görmek mümkündür.
Geliştirmek istediğiniz şeye
göre planlanmış bir programla ise örneğin: kurum vizyonunu benimsetmek / aktarmak,
ekip ruhu oluşturmak, takım çalışması geliştirmek, kişilerin organizasyon şeması
ve pozisyona uygunluk açısından gözleyip doğru bir yerleştirme ve organizasyon
şeması yapmak, grubun risk alma gücünü arttırmak, grubun karar verme hızını
arttırmak, kurumun imajını güçlendirmek ve daha pek çok şey mümkündür.
Sadece doğru bir program seçmiş
olmak ve o programın içinde dikkatli bir gözlemci olarak yaşamak, seçilmiş
özellikleri önünüze serecektir.
Anlaşıldığı gibi "bir
programı" uygulamaktan çok; program öncesinde yapılacak çalışma ve
ihtiyaçlarınıza uygun program oluşturulabilmesi, bunun için program öncesinde
yapılacak masa başı çalışması önemlidir.
|


|
|
|
 
|
|
Istiklal Cad. Zambak Sok. No: 15/3 Taksim, IST.e-posta:
gunbatmadan@gunbatmadan.com
0212-293 04
38 0212 245 59 54/55 pbx Faks:245 60 35 cep;0533 370 37 11 - 13
|
|
|
 |
 |
|
 |
| |
|
|
|